“Selim ile Şilan’ın Sade Nişanı, Çığırından Çıkan Aşiret Düğünlerine Sessiz Bir Rest Oldu”

Doğu’da bir aşiret düğünü deyince akla ilk gelenler; havai fişeklerle aydınlanan geceler, yüzlerce davetliye kurulan devasa çadırlar, sabaha kadar süren halaylar ve hesabı milyonlarla ifade edilen takı törenleridir. Ancak Haviştan Aşireti Kanaat Önderi Hüsnü Artim’in yeğeni Selim Artim ile Şilan Özdemir’in nişanı, bu alışılmış görkemli tabloyu bilinçli bir tercihle yıktı.

“Selim ile Şilan’ın Sade Nişanı, Çığırından Çıkan Aşiret Düğünlerine Sessiz Bir Rest Oldu”
“Selim ile Şilan’ın Sade Nişanı, Çığırından Çıkan Aşiret Düğünlerine Sessiz Bir Rest Oldu”

Ne lüks bir salon, ne gösterişli bir otomobil korteji, ne de göz kamaştıran takı tantanası vardı. Tören, aşiret büyüklerinin katılımıyla fakat sadeliğin hakim olduğu bir çizgide gerçekleşti. Bu tercih, yalnızca bir aile kararı olmanın çok ötesinde, son yıllarda iyice tırmanışa geçen “gösteriş yarışı”na karşı verilmiş net bir mesaj niteliğinde.

Çünkü artık bölgede bir nişan ya da düğün, ne yazık ki çoğu zaman iki gencin mutluluğunu simgelemekten çıkmış; borçlanarak yapılan çeyiz yarışları, on binlerce lirayı bulan kına kıyafetleri ve ailelerin yıllarca ödeyeceği kredi taksitleriyle hatırlanır hale geldi. Bu çılgınlık içinde çiftlerin kendi istekleri, yaşam hayalleri ve gelecek planları gölgede kalıyor. Hatta pek çok genç, düğün masrafları yüzünden evliliğe başlangıçta sıfırın altında başlıyor.

İşte tam bu noktada Selim ile Şilan’ın nişanı, bir tür “eylemli eleştiri” olarak okunuyor. Sade bir sofrada yapılan nişan merasimi, aşiret büyükleri tarafından da takdirle karşılandı. Alanda yapılan konuşmalarda, “Bu tören, harcamalarda ölçüyü kaybetmeyen, özüne sadık kalan gelecek kuşaklara örnek olmalıdır” mesajları verildi.

Peki Bu Sadelik Neden Önemli?

Bir aşiretin gücü, artık ne kadar çok tüfek patlattığından veya kaç çeyrek altın takıldığından değil; kendi bireylerine ne kadar yaşanabilir bir gelecek sunabildiğinden belli olur. Harcamaları kısarak, o parayı gencin eğitimine, ev kurmasına veya küçük bir iş kurmasına yönlendiren anlayış, asıl kalıcı başarının kapısını aralar.

Bu nişan, diğer aşiretlere ve ailelere şu dersi veriyor: Abartı, saygınlık getirmez; aksine israf, hesap ve sonrasında pişmanlık getirir. Asıl saygınlık, gelenekleri yaşatırken geleceği de düşünebilmektir.

Selim Artim ve Şilan Özdemir’in bu tercihi, belki de yıllardır sessizce beklenen değişimin ilk kıvılcımı oldu. Gerisi gelir mi bilinmez; ama atılan bu adım, düğün değil, düşünen kafaların ve hesabını bilen yüreklerin kazandığını gösterdi. Abartının değil, özün kazandığı güne kadar da bu tören, hafızalardaki en anlamlı nişanlardan biri olarak kalacak.